Türkiye'de madencilik faaliyetlerinin kapladığı alan ve ruhsatlandırma süreçlerine ilişkin dikkat çekici veriler paylaşıldı. Doğa Derneği, Polen Ekoloji Kolektifi tarafından hazırlanan ve Türkiye'deki maden ruhsat sahalarını gösteren Ekstraktivizm Haritası'nı gündeme taşıdı.
Kolektifin verilerine göre, 2023-2025 yılları arasında ihaleyle verilen maden ruhsatları yaklaşık 635 bin hektarlık alanı kapsıyor. Tekirdağ'ın yüzölçümünden daha büyük bir alana karşılık gelen bu büyüklük, madencilik faaliyetlerinin ulaştığı boyutu ortaya koydu. Çalışma, ruhsatlandırma süreçlerinin yanı sıra çevresel değerlendirme sonuçlarına ilişkin verileri de içeriyor.
10 BİNDEN FAZLA SAHA İHALESİZ DEVREDİLDİ
Polen Ekoloji Kolektifi'nin hazırladığı çalışmaya göre, 2022 yılının başından Şubat 2026'ya kadar 10 binden fazla maden sahası ihalesiz olarak devredildi. Madencilik projelerinin çevresel değerlendirme süreçlerine ilişkin veriler de çalışmada dikkat çekti. İncelenen projelerin yüzde 92,6'sının Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde onay aldığı ya da ÇED'den muaf tutulduğu belirtildi. Bu veriler, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerinin nasıl değerlendirildiği konusunu yeniden gündeme getirdi.
DOĞA ALANLARIYLA RUHSAT SAHALARI BİR ARADA
Ekstraktivizm Haritası, Türkiye'deki maden ruhsat sahalarını nehir havzaları ve Önemli Doğa Alanları ile birlikte gösteriyor. Böylece madencilik faaliyetlerinin su kaynakları ve ekolojik açıdan değer taşıyan bölgelerle kesiştiği alanları incelemek mümkün oluyor. Harita, doğal alanların madencilik faaliyetleri karşısındaki durumunu görünür kılarken ruhsatlandırma kararlarının ekosistemler üzerindeki olası etkilerinin değerlendirilmesine de katkı sunuyor.
MADEN POLİTİKALARI YENİDEN ELE ALINMALI
Doğa Derneği, paylaşımında Türkiye'nin maden politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Madencilik faaliyetlerinin yalnızca ekonomik getiriler üzerinden ele alınmaması gerektiğini vurgulayan dernek, doğanın hakları, iklim değişikliği, gıda ve su krizinin birlikte değerlendirilmesini istedi. Doğal kaynakların kullanımı konusunda ekolojik dengenin gözetilmesi gerektiğini belirten dernek, Türkiye'nin maden politikalarının bu başlıklar doğrultusunda baştan inşa edilmesi çağrısında bulundu.
POLEN EKOLOJİ KOLEKTİFİ HAKKINDA
Ekolojik sorunlar, doğanın korunması ve doğal varlıkların sermaye odaklı kullanımına karşı mücadele alanlarında çalışmalar yürüten bir kolektiftir. Ekolojik mücadelenin toplumsal ve emek mücadelesiyle birlikte ele alınması gerektiğini savunan kolektif; madencilik faaliyetleri, maden ruhsatları, çevresel etki değerlendirme süreçleri, iklim krizi ve doğal kaynakların kullanımı üzerine araştırmalar gerçekleştiriyor. Kamuya açık verileri inceleyerek raporlar, haritalar ve bilgilendirici çalışmalar hazırlayan kolektif, yerel toplulukların, çevre örgütlerinin ve araştırmacıların ekolojik tahribatı takip edebilmesine katkı sunmayı amaçlıyor. Bu kapsamda yayımladığı Ekstraktivizm Haritası ile Türkiye'deki maden sahalarını, ruhsat kararlarını ve çevresel değerlendirme süreçlerini görünür hâle getirerek doğa ve yaşam alanlarının korunmasına yönelik farkındalık oluşturmayı hedefliyor.
Kaynak: SULTAN GÜMÜŞ KAYA





