YAŞAM

Bilim danışmanı Kesici’den sel felaketlerine tepki: Keder olmaktan öteye geçmiyor

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği bilim danışmanı Erol Kesici, sel felaketlerinin arkasında bilimsel uyarıların dikkate alınmaması, plansız kentleşme ve rant odaklı yapılaşmanın bulunduğuna dikkat çekti
Yazı Boyutu

Türkiye’de yaşanan sel ve taşkın felaketlerinin ardından bilimsel uyarılar ve kentleşme politikaları yeniden tartışma konusu oldu. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bünyesinde bilim danışmanı olarak görev yapan Erol Kesici, yaptığı değerlendirmede, doğanın işleyişine aykırı yapılaşmanın ve bilimsel verilerin göz ardı edilmesinin ağır sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Sayıştay’ın 2022 tarihli Taşkın Risk Yönetimi Raporu’nda yer alan tespitlere dikkat çeken Kesici, uygunsuz köprülerden dere yataklarındaki yapılaşmaya, koruma alanlarının konut alanlarına dönüştürülmesinden kapatılan dere yataklarına kadar pek çok sorunun taşkın riskini artırdığına işaret etti. Felaketlerin kader olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Kesici, doğayla uyumlu kentleşme çağrısı yaparak bilimsel uyarıları dikkate almayan kararların bedelini toplumun ödediğini belirtti.

BUNLAR KADER DEĞİL…

Sel ve taşkın felaketlerinin yalnızca doğal olaylar olarak ele alınmasına karşı çıkan Kesici, insan eliyle yapılan müdahalelerin felaketlerin etkisini ağırlaştırabildiğine dikkat çekti. Rant odaklı kentleşme anlayışını eleştiren Kesici, bilimsel uyarılara rağmen sürdürülen yapılaşmanın tehlikeyi büyüttüğünü vurguladı. Yaşanan felaketlerin kaçınılmaz olmadığını belirten Kesici, “Bunlar kader değil, keder olmaktan öteye geçmiyor” diyerek aynı hataların tekrarlanmasına tepki gösterdi. Kesici, doğanın işleyişine uygun planlama yapılmaması ve bilimsel verilerin karar alma süreçlerinde geri plana atılmasının sonuçlarının tekrar tekrar yaşandığını ifade etti.

UYGUNSUZ KÖPRÜ DETAYI

Kesici’nin gündeme getirdiği Sayıştay’ın 2022 tarihli Taşkın Risk Yönetimi Raporu’nda, kentteki 27 köprünün ‘uygunsuz’ olarak kayda geçirildiği belirtildi. Raporda, en fazla uygunsuz köprü müdahalesinin tespit edildiği kentlerin aynı zamanda taşkın riski yüksek bölgeler arasında yer aldığına dikkat çekildi. Rapordaki tespitlerin köprülerle sınırlı olmadığını vurgulayan Kesici, yoğun yapılaşmaya açılan sekiz dere sahasına ilişkin 55 planda Devlet Su İşleri (DSİ) ve İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) görüşlerinin alınmadığı yönündeki bulguları da hatırlattı.

DERE YATAKLARI KONUT ALANLARINA MI DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?

Raporda bazı taşkın alanlarında yapılaşmanın sürdüğü, kimi bölgelerin ise ‘Su Kanalları Koruma Kuşağı’ ve ‘Parklar ve Dinlenme Alanları’ statüsünden çıkarılarak itirazların ardından ‘Konut Alanı’na dönüştürüldüğü kaydedildi. Kapalı dere yataklarının önemli bölümünün yol olarak düzenlenmesi de raporda yer alan tespitler arasında gösterildi. Kesici, bu tür planlama kararlarının doğanın suyu taşıdığı alanların daraltılması ve doğal akışın engellenmesi açısından değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Doğal dere yataklarının ve taşkın alanlarının yapılaşmaya açılmasının riskleri artırabileceğini belirten Kesici, kentlerin bilimsel veriler doğrultusunda planlanması gerektiğini vurguladı.

KESİCİ’DEN ÇAĞRI: DOĞAYLA UYUMLU KENTLEŞME

Doğayla uyumlu yaşam anlayışının benimsenmesi gerektiğini ifade eden Kesici, imar planlarına izin veren karar vericilere de eleştiriler yöneltti. Siyasi kararların popülist yaklaşımlar yerine bilimsel veriler doğrultusunda alınması gerektiğini belirten Kesici, halkın okul, cami ve sağlık ocağı gibi temel ihtiyaçlarına yönelik hassasiyetlerin doğa üzerindeki yapılaşma baskısını meşrulaştırmak için kullanılmaması gerektiğine dikkat çekti. Dağlardan kopan kaya ve toprakların, ardından kentlere ulaşan sellerin doğaya yapılan müdahalelerin sonuçlarını ortaya koyduğunu belirten Kesici, felaketler yaşandıktan sonra duyulan pişmanlığın kayıpları geri getirmediğini vurguladı. Kesici’nin değerlendirmesi, taşkın riskinin azaltılmasında yalnızca afet sonrasında müdahalenin değil, afet öncesinde bilimsel planlama ve koruyucu önlemlerin de belirleyici olduğunu ortaya koydu. Dere yataklarının korunması, taşkın riski taşıyan alanlarda yapılaşmanın denetlenmesi ve imar kararlarının bilimsel kurumların görüşleri doğrultusunda alınması gerektiğine dikkat çeken Kesici, aynı felaketlerin tekrar yaşanmaması için doğayla uyumlu kentleşmenin benimsenmesi çağrısında bulundu.