İzmir Katip Çelebi Üniversitesi öncülüğünde, TÜBİTAK desteğiyle yürütülen projede görme engelli ortaokul ve lise öğrencileri İngilizceyi kabartmalı materyaller, maketler, Braille alfabesi ve bedensel hareketlerle öğreniyor. On gün süren eğitim programıyla öğrencilerin dil öğrenimine yönelik özgüvenlerinin ve motivasyonlarının artırılması, sosyal becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Yabancı Diller Yüksekokulu tarafından hayata geçirilen “Gören Kulaklar, Konuşan Eller: Görme Engelli Öğrenciler İçin Erişilebilir Dil Yolculuğu” projesi, görme engelli öğrencilerin yabancı dil eğitimine farklı duyular aracılığıyla katılmasını sağlıyor.
TÜBİTAK 4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı kapsamında desteklenen proje, Bornova Aşık Veysel Görme Engelliler Ortaokulu ve Bornova Rehberlik ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle yürütülüyor.
İzmir’deki ortaokul ve liselerin 6’ncı ve 11’inci sınıfları arasında öğrenim gören öğrencilerin katıldığı programda, geleneksel dil eğitimi yöntemleri dokunsal ve işitsel uygulamalarla birleştiriliyor. Eğitimlerde öğrencilerin İngilizce konuşma ve dinleme becerilerinin yanı sıra sosyal ve duygusal gelişimlerinin de desteklenmesi amaçlanıyor.
İngilizce derslerinde maketler ve kabartmalı materyaller kullanılıyor
Proje kapsamında öğrenciler, yalnızca dinleyerek değil, dokunarak ve hareket ederek de İngilizce öğrenme fırsatı buluyor. Ekmek ve zarf gibi günlük yaşamda karşılaşılan nesneler, kabartmalı materyaller ve bina maketleri eğitimlerde kullanılan araçlar arasında yer alıyor.
Özellikle adres tarifleri gibi günlük iletişim konuları, bina maketleri ve dokunsal yüzeyler üzerinden işleniyor. Öğrenciler bu çalışmalar sırasında birbirleriyle İngilizce iletişim kurarak öğrendiklerini uygulama imkânı buluyor.
Braille alfabesinden de yararlanılan eğitimlerde, kabartmalı yazılarla hazırlanan okuma parçaları kullanılıyor. Böylece öğrencilerin okuma, anlama ve iletişim becerilerinin farklı öğrenme yöntemleriyle desteklenmesi hedefleniyor.
Projede bütüncül fiziksel tepki yöntemi, işitsel-dilsel yöntem ve çoklu-duyusal öğrenme yaklaşımları birlikte uygulanıyor. Dört eğitmen, bir rehber öğretmen ve bir sağlık personelinin görev aldığı program, sekiz günlük etkinlik ve iki günlük değerlendirme sürecinden oluşuyor.
“Amacımız motivasyonlarını artırmak”
Proje yürütücüsü ve İKÇÜ Yabancı Diller Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Nihal Toprakcı, çalışmanın geçen yıl aynı okulda gerçekleştirdikleri sosyal sorumluluk projesinin ardından gelen talepler doğrultusunda geliştirildiğini belirtti.
TÜBİTAK desteğiyle kapsamı genişletilen eğitimlerde dokunsal materyallere ağırlık verdiklerini anlatan Toprakcı, öğrencilerin hem bedensel hareketlerle hem de işitsel ve dokunsal deneyimlerle öğrenmelerini sağladıklarını ifade etti.
Toprakcı, bina maketleriyle adres tarifleri yaptıklarını, günlük hayattan nesneler kullandıklarını ve Braille alfabesini eğitim sürecine dahil ettiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Dokunsal materyalleri ön plana çıkardık. Ekmek ya da zarf gibi materyaller ile kabartmalı malzemeler yaptırdık. Bina maketlerimizi kabartmalı tabana yerleştirerek adres tariflerinde bulunuyoruz. Kendileri birbirleriyle diyalog kuruyor. Hem bedensel hem duyarak hem de dokunarak eğitim alıyorlar. Braille alfabesini de kullandık. Braille ile yazılmış okuma parçası modelinde bütünsel dönüşümü sağladılar. Amacımız, kısa sürede de olsa İngilizceyi öğrenebileceklerinin farkına varmalarını sağlamak ve motivasyonlarını artırmak.”
Toprakcı, grup çalışmaları sayesinde öğrencilerin birbirleriyle etkileşim kurduğunu, programın toplumsal uyum süreçlerine de katkı sunmasının amaçlandığını kaydetti.
“Dokunarak öğrenmek daha etkili ve eğlenceli”
Bornova Aşık Veysel Görme Engelliler Ortaokulu’nda 20 yıldır görev yapan görme engelli İngilizce öğretmeni Süheyla Karayalçın da dil eğitiminde farklı yöntemlerin kullanılmasının önemine dikkat çekti.
Dokunma ve hareketin öğrenme sürecine dahil edilmesinin eğitimi daha etkili ve eğlenceli hale getirdiğini belirten Karayalçın, bu yöntemlerin öğrencilerin sosyal gelişimini de desteklediğini söyledi.
Karayalçın, “Gören çocuklar renkli resimlerle çalışıyorken burada farklı yöntemlerle yapılıyor olması, dil öğrenmekten öte sosyalliklerine katkıda bulunuyor. Çocuğun beden devinimi bir şarkı söylerken, elini kolunu nasıl hareket ettireceği de öğretiliyor.” ifadelerini kullandı.
Öğrenciler yeni bir dil öğrenmenin mutluluğunu yaşıyor
Eğitime katılan 8’inci sınıf öğrencisi Nisa Nur Toprak, yeni bir dil öğrenmekten mutluluk duyduğunu belirtti. Hareketler eşliğinde işlenen derslerin kelimeleri hatırlamasını kolaylaştırdığını ifade eden Toprak, uygulamalı eğitimlerin öğrenme sürecine katkı sağladığını dile getirdi.
12 yaşındaki Rüzgar Kalem de dokunsal materyaller ve bedensel hareketlerle İngilizce öğrenmenin kavramları anlamasını kolaylaştırdığını söyledi.
İzmir’de yürütülen proje, görme engelli öğrencilerin yabancı dil eğitimine erişimini desteklerken farklı duyulara dayalı öğrenme yöntemlerinin sınıf ortamında uygulanmasına da örnek oluşturuyor.