İZMİR

İzmir’de Beyin Ölümü ve Organ Nakli Çalıştayı düzenlendi

İzmir’de Organ bağışı konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla Beyin Ölümü Tanısı ve Organ Nakli Süreçleri Çalıştayı düzenlendi
Yazı Boyutu

Merve Ağrıç - İzmir Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi tarafından, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen ‘Beyin Ölümü Tanısı ve Organ Nakli Süreçleri Çalıştayı’nın açılış programı, Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doç. Dr. Nazif Erkan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Gerçekleşen çalıştayda öğrencilere ödül, organ bağışlayanların yakınlarına ise fidan bağışı ve sertifika verildi. 

İZMİR’DE BU YIL 5 bin 632 KİŞİ ORGAN BAĞIŞI BEYANINDA BULUNDU

İzmir’de 2026 yılında 5 bin 362 kişinin organ bağışı beyanında bulunduğunu ifade eden  İzmir İl Sağlık Müdürü Ayhan Kul, “Hepimiz biliyoruz ki organ ve doku nakli sağlık sistemimizin en hayati alanlarından birisidir. Organ nakli bekleyen binlerce hasta için her bağış yeni bir yaşam umudu demektir. Ancak bu umudun gerçeğe dönüşebilmesi için organ bağışının yaygınlaştırılması ve özellikle kadavradan organ bağışının artırılması önem taşımaktadır. Organ bağışı konusunda ülkemizde ve İzmir'de yürütülen çalışmalar önemli sonuçlar ortaya koymaktadır. Ülkemizde organ nakli bekleyen 30 bin 675 hasta bulunmakta, bu hastalarımızın da az önce koordinatörümüzün söylediği üzere 599'unu çocuklar oluşturmaktadır. Yine 2025 yılında 4 bin 769 vatandaşımız organ nakli beklerken maalesef hayatını kaybetmiştir. Türkiye'de organ nakillerinin yaklaşık yüzde 80'i canlı vericilerden gerçekleştirilmektedir. Oysa Avrupa'da kadavradan yapılan organ nakilleri daha yüksek orandadır. Bu tablo ülkemizde kadavradan organ bağışının artırılmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. İzmir Bölge Koordinasyon Merkezimizin sorumluluk alanında 1 Kasım 2026 tarihi itibarıyla 318 beyin ölümü bildirimi yapılmış, 90 kadavra donör elde edilmiştir. Bu sonuçlar İzmir Bölge Koordinasyon Merkezimiz kadavra donör sayısı bakımından bölge koordinasyon merkezleri arasında ilk sırada yer almaktadır. İzmir'de 2026 yılında hayattayken organ bağışı beyanında bulunan kişi sayısı da 5 bin 362'dir. Ülkemizde ise 2011 yılından bugüne kadar hayattayken organ bağışı beyanında bulunarak kartlı bağış kaydı oluşturan kişi sayısı 807 bin 24 olmuştur. Ocak 2012'den beri İzmir'de bu sayı 108 bin 447'dir (hayattayken organ bağışında bulunan kişi sayısı). İzmir Bölge Koordinasyon Merkezi de kartlı bağış kaydı sayısı bakımından bölge koordinasyon merkezleri arasında yine ilk sırada bulunmaktadır. Her organ bağışı birden fazla insana yeniden yaşama şansı sunabilmektedir. Bu nedenle beyin ölümü tanısının doğru ve zamanında konulması, ailelerle sağlıklı iletişim kurulması ve organ bağışı süreçlerinin etkin biçimde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Bugün gerçekleştirdiğimiz çalıştayın sonuçlarının da bu konulara rehber niteliği taşıyacaktır” diye aktardı. 

YAMANOĞLU:ORGAN NAKLİ ULUSAL BİR MESELE

İzmir Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Adnan Yamanoğlu, gerçekleştirdiği farkındalık konuşmasında, “Bu konunun önemine binaen sadece kısaca şunu söylemek istiyorum sizlere. Biliyorsunuz ki hekimlerde, sağlık çalışanlarımızın her birisi kendimizi genellikle hastalarımızın yerine koymaya, empati yapmaya özen gösteriyoruz. Ancak bu konuda bir noksan sadece bizim değil, bütün toplumda organ bağışı noktasını doğduğunu görüyorsunuz. Görev görüyoruz ne yazık ki.
Çünkü organ bağışı arkadaşlar, bizim belki de başımıza gelmez ya da organ yetmezliğine girmez dediğimiz konulardan bir tanesidir. Ama bunlar en basit organ yetmezliklerinden öteye, böbrek yetmezliğini hep birlikte değerlendirelim. Ben acil tıp uzmanıyım. Genellikle böbrek yetmezliği olan hastalar ilk olarak bize gelirler. Yani akut böbrek yetmezliği olabilir ya da kroniğin akut alevlenmesi şeklinde bize gelirler. Ve ilk böyle böbrek yetmezliğine girdiğinde veya teşhisi bu küçük parmağımız kalandığında, kateterin boynunda veya kasına yerleştiririz. Hastayı iki üç saat gibi diyalize alırız. Ardından hastayla ilgili diyaliz süreci başlar ve yedi günlük haftanın iki gününü, haftada üç gününü bazı hastalar gelir, 3-4 saat diyalizde harcarlar. Tabii sadece bu hastanın kaybettiği vakit değil bu, bütün ailenin düzeni buna göre değişir. Kendi çok yakın olan değerli arkadaşımdan dolayı çok net biliyorum. Çocuklarının kurslarına varana kadar artık o böbrek yetmezliği olan hastanın diyaliz zamanına göre, işte diyalizin onlara verdiği zamana göre bütün hayat tarzı değişir. Yani dedesi organ yetmezliği olan çocuğun torunu bile bundan etkilenmiş vaziyettedir. Halbuki bir organ bağışıyla bu insan normal, sizler, bizler gibi işine gidebilecek hale gelebilir. Yeniden bırakın topluma yük olmayı, topluma katkı sunabilecek hale gelebilir. Ve bahsettiğim böbrek yetmezliği, organ yetmezliklerinin arasında herhalde en hafif olanı, değil mi? Bir kalp yetmezliğini düşünün, evinden lavaboya tuvalete kadar gidemeyecek her adımda bir nefes darlığı olacak. Bu münasebetle toplumdaki duyarlılığı arttırmak için organ bağışlarını arttırmak için gerekli olan bütün faaliyetleri aslı bence biraz da psikolojik mesele olmalı. Organ nakli ulusal bir meseledir” dedi. 

TÜRKİYE’DE 30 BİN HASTA ORGAN BEKLİYOR

Organ nakli ile ilgili resmi verileri paylaşan İzmir Doku, Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Uzm. Dr. Burcu Ulugölge, “Organ nakli, uygun hastalarda yaşam kalitesini artıran, ileri evre organ yetmezliklerinde ise hayat kurtarıcı olabilen önemli bir tedavi yöntemidir. Türkiye’de şu anda 30 bin 675 hasta organ nakli için beklemektedir. Bunların 26 bin 161'i böbrek nakli için beklemekte ve maalesef bunların da 599'u çocuklardan oluşmaktadır.
599 çocuk hastamızın da 346'sı böbrek nakli için beklemekte, 141'i karaciğer ve 102'si de kalp nakli için beklemektedir. Başka bir deyişle, 2025 yılında maalesef 4 bin 769 hastamızı organ nakli beklerken kaybettik. 2025 yılı verilerine göre ülkemizde yaklaşık her iki saatte bir hasta hayatını organ nakli beklerken kaybetmektedir. Bu da günde ortalama 13 hasta ve 13 hastanın organ nakli beklerken hayatını kaybettiğini göstermektedir.
O yüzden bugün vereceğiniz bir karar, yarın bir hayata umut olabilir. Bir hayatın devamı, bir ailenin sevinci ve bir hastanın umudu olabilir.
Bizler de İl Sağlık Müdürlüğü olarak, tüm ilimizdeki kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarıyla hep birlikte bu haftanın daha çok farkındalık yaratması için birtakım etkinlikler planladık. Uşak'ta çok değerli hocalarımız sağ olsunlar, onlarla beraber kıymetli bir çalıştay yapacağız. Ardından çeşitli üniversitelerimizde sempozyumlarımız olacak ve halka yönelik de etkinliklerimiz olacak. Dün Kuşakkap'ta etkinliğimizi başlattık. Metrolarda, AVM'lerde halka yönelik farkındalık eğitimlerimiz olacak” diye aktardı. 

ÖNCEL: KENDİ ORGANLARIMI DA BAĞIŞLADIM

İzmir Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yekta Öncel, “Beyin ölümü tanısı koymak ayrı bir mevzu, beyin ölümü tanısı koyduktan sonra aileyle iletişime geçerek onun önemini vurgulayarak organ bağışının, naklinin gerçekleştirilmiş olması ayrı bir konu. Başhekimliğim döneminde de gerçekten en çok önemsediğim konulardan birisiydi ve kendi organlarımı da bağışladım.
O yüzden bizler genel olarak topluma örnek olması gereken kişileriz. Çok güzel bir çalıştay olacağını düşünüyorum. Başarılı bir çalıştay olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.