İZMİR

İzmir Barosu’ndan rant uyarısı: Bugün Basmane, yarın Buca Cezaevi

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Basmane Çukuru arazisinin gizli protokollerle sermayeye devredilmesine tepki göstererek, kamusal alanların ranta açılması tehlikesine dikkat çekerek, “Çok yakın bir tehlike var. Bugün Basmane Çukuru, yarın Buca Cezaevi arazisi; İzmir’in tüm kamu alanları tehlike altında” dedi
Yazı Boyutu

KEMAL ÖZKURT / İzmir’in yıllardır tartışma konusu olan Basmane Çukuru arazisinin geleceğine ilişkin tartışmalar, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin alanın yüzde 70’inin devrini öngören protokolüyle yeniden gündeme geldi. İzmir Barosu ve Kültürpark Platformu, hukuki süreçteki son durumu, yürütmenin durdurulması taleplerini ve arazinin kamusal niteliğinin korunmasına yönelik mücadelelerini kamuoyuyla paylaşmak üzere basın mensuplarıyla bir araya geldi. Üç ayrı bilirkişi raporunda arazinin tamamının belediyeye ait olduğunun ortaya konulduğunu hatırlatarak, 21 Kasım’da görülecek dava öncesinde belediyenin davadan feragat etmemesi gerektiğini söyleyen İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz, “30 yıldır İzmir halkına ait olan ve kamunun mülkiyetine geçmesine günler kalan Basmane Çukuru arazisi, gizli protokollerle ranta kurban edilmek istenmektedir. Basmane Çukuru kamu arazisidir, ranta ya da sermayeye dönüştürülemez. Bu davadan feragat etmek kamu zararı ve kent suçudur” dedi. Davadan feragat edilmesinin belediyeyle ortak hukuki mücadeleye duyulan güveni zedeleyeceğini belirten Yılmaz, “Burada da aynı durumu yaşarsak Büyükşehir Belediyesi’yle birlikte yol yürüme konusunda şüphelerimiz artar. Eğer bu davadan da feragat edilirse kent bir kez daha ihanete uğramış olur” diye konuştu. Basmane Çukuru’nda yaşananların İzmir’deki diğer kamu alanları açısından da tehlike oluşturduğunu belirten Yılmaz, “Çok yakın bir tehlike var. Bu tehlike aslında sadece Basmane Çukuru’yla sınırlı değil. Artık İzmir’in tüm kamu alanlarının ranta peşkeş çekileceği yönünde çok ciddi tehlikeler var. Bunların sinyalleri de veriliyor. Yakın bir gelecekte Basmane Çukuru’ndan sonra Buca Cezaevi arazisine de yeniden bir yönelim olacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu.

BASMANE ÇUKURU KAMU ARAZİSİDİR

Basmane Çukuru’nun yaklaşık 30 yıldır hukuki mücadelelerin konusu olduğunu belirterek, arazinin kamunun mülkiyetine geçmesine kısa feragat edilmesinin kamusal hakların tehlikeye atıldığını söyleyen Yılmaz, “30 yıldır İzmir’e, İzmir halkına ait olan, hukuki mücadelelere konu edilen ve tamamıyla kamunun mülkiyetine geçmesine günler kalan Basmane Çukuru arazisi, kapalı kapılar arkasında yürütülen gizli protokollerle ranta kurban edilmek istenmektedir. Bu ayın 7'sinden sonra bir şeyler değişti. Bu kentin belediye başkanı bu şehrin insanlarına yüzünü döndü. 2022 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından tapu iptali davası açılmıştı. Nihayet 30 yılın sonunda İzmir halkına ait olan arazi yeniden İzmir halkına dönecekti. Davanın karar duruşması 21 Kasım’da yapılacak. Üç ayrı bilirkişi raporunda, alanın yüzde 100’ünün belediyeye, yani halka ait olduğu oy birliğiyle ortaya konuldu. Bu tespitlere rağmen İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimi, kazanacağı davadan feragat ederek alanın yüzde 70’ini sermayeye terk etmeyi bir çözüm modeli olarak sunmaya çalışıyor. Usulsüzlükler, kamu yararı adı altında meşrulaştırılarak toplumsal rıza üretilmeye çalışılıyor. Yargı süreçlerinin öngörülemez olduğu bahanesine sığınmak, kamu çıkarını savunmak değil, sermayenin dayatmalarına teslim olmaktır. Belediyenin kendi haklarından ve yargı sürecinden vazgeçmesi bir uzlaşı değil, kamusal sorumluluğun ve temsil görevinin reddidir. Ayrıca meclis üyelerinden dahi saklanan, içeriği belirsiz bir protokolle belediye başkanına verilen ucu açık yetki, 5393 sayılı Belediye Kanunu’na ve 3194 sayılı İmar Kanunu’na açıkça aykırıdır. Belediye meclisi, kendi iradesini ipotek altına alarak yetki gaspına ortak olmuştur. Kamu erkinin yetkileri, özel protokollerle sermayeyle yapılan bir pazarlığın konusu haline getirilemez. Yürütmenin durdurulması talebi reddedilmiş olsa da bu durum, protokolün hukuka uygun olduğu anlamına gelmemektedir. Esastan devam eden hukuk mücadelemizde kentin ve geleceğimizin gasp edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bizler İzmir Barosu, Kültürpark Platformu ve İzmir Emekli ve Demokrasi Güçleri olarak bir kez daha altını çiziyoruz: Basmane Çukuru kamu arazisidir. Ranta ya da sermaye alanına dönüştürülemez. Kazanılmak üzere olan bu davadan feragat etmek kamu zararı ve aynı zamanda kent suçudur" dedi.

“BUCA CEZAEVİ ARAZİSİ DE RİSK ALTINDA”

Basmane Çukuru’na ilişkin sürecin İzmir’deki diğer kamusal alanlar açısından da tehlike oluşturduğunu savunan Yılmaz, “Çok yakın bir tehlike var. Bu tehlike aslında sadece Basmane Çukuru’yla sınırlı değil. Artık İzmir’in tüm kamu alanlarının ranta peşkeş çekileceği yönünde çok ciddi tehlikeler var. Bunların sinyalleri de veriliyor. Yakın bir gelecekte Basmane Çukuru’ndan sonra Buca Cezaevi arazisine de yeniden bir yönelim olacağını tahmin ediyoruz. Ben inanıyorum, en azından inanmak istiyorum ki Büyükşehir Belediyesi bu davadan asla feragat etmemeli. Daha önce Büyükşehir Belediyesi’nin jeotermal tesislerle ilgili açtığı, bizim de müdahil olduğumuz bir davadan belediye feragat ederek çekildi. O davada yalnız bırakıldık. Burada da aynı durumu yaşarsak Büyükşehir Belediyesi’yle bundan sonra birlikte yol yürüme konusunda şüphelerimiz artar. Hangi davaları birlikte takip edeceğimiz ve kimlerle yol yürüyeceğimiz konusunda ciddi sıkıntılar yaşanır. Eğer bu davadan da feragat edilirse kent bir kez daha ihanete uğramış olur” ifadelerini kullandı.