ESRA KARS – ÖZEL HABER - Yaz sezonunun başlamasıyla birlikte Ege kıyılarında vatandaşların denize ücretsiz girebileceği alanlar her geçen yıl daha da azalırken, özel işletmeler tarafından işletilen plajlarda uygulanan yüksek giriş ücretleri ve zorunlu harcama limitleri tartışma yaratmaya devam ediyor. Özellikle Çeşme, Alaçatı, Bodrum ve Marmaris gibi turizm merkezlerinde bazı beach club’larda kişi başı giriş ücretleri ve minimum harcama limitlerinin 4 ila 5 bin liraya kadar yükselmesi, birçok vatandaşın denize girecek ücretsiz alan bulmakta zorlanmasına neden oluyor. Bazı sahillerde ise kıyı şeridinin büyük bölümünün şezlong ve localarla kaplanması nedeniyle vatandaşlar kendi havlularını serecek yer bulamamaktan şikayetçi. Kıyılardaki bu tabloyu değerlendiren Güzelbahçe Kültür, Çevre ve Güzelleştirme Derneği (GÜLDER) Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Şahbaz, kıyıların Anayasa ve Kıyı Kanunu gereği herkesin ortak kullanımına açık olması gerektiğini hatırlatarak, uygulamada bunun giderek ortadan kalktığını söyledi. Kıyıların hak olmaktan çıkarılıp gelir elde edilen rant alanları haline getirildiğini savunan Şahbaz, ekonomik durumu yetersiz olan vatandaşların denize erişiminin her geçen gün daha da zorlaştığını belirtti.

KIYILAR HERKESİN HAKKIDIR
Ücretsiz halk plajlarının azalmasının önemli bir sorun haline geldiğini belirten Şahbaz, “Yasalara göre aslında hiçbir kıyının kapatılmaması gerekiyor. Ancak uygulamada denize girmek giderek ekonomik durumu iyi olan insanların ulaşabildiği bir imkâna dönüşüyor. Özellikle Çeşme gibi bölgelerde bu durum ciddi bir sorun oluşturuyor. İnsanların ortak kullanım hakkı olan kıyılar yalnızca beach işletmeleriyle değil, bazı restoran ve tesisler tarafından da fiilen kapatılıyor. Güzelbahçe’de de benzer sorunları yaşadık. Bu konuda yürüyüşler düzenledik ve bazı kıyı tesislerinin kaldırılmasını sağladık. Avrupa’da bu konuda ciddi bir sorun yaşanmıyor. Bizde de yasalar yeterli. Asıl sorun, bu kuralları uygulamayan yöneticiler ve buna yeterince itiraz etmeyen toplumdur” diye konuştu.

PARASI OLMAYAN DENİZE GİREMİYOR
Sorunun yalnızca yerli turistleri ilgilendirmediğini dile getiren Şahbaz, “Asıl mesele yerli ya da yabancı turist değil. Sorun, ekonomik gücü olmayan insanların denizden yararlanamaması. Bazı tesislerde yabancı turistlere farklı uygulamalar yapılabildiği yönünde örneklerle de karşılaşıyoruz. Ancak temel problem kıyıların herkes için eşit şekilde kullanılamaması. Denizden yararlanmak yalnızca suya girmek anlamına gelmiyor. Dalış, yelken, balıkçılık ve deniz ulaşımı gibi birçok faaliyet de bunun parçası. İzmir gibi bir kıyı kentinde deniz ulaşımının toplam taşımacılık içindeki payının hâlâ çok düşük olması da bu anlayışın bir sonucu. İnsanların rahatça denize ulaşabileceği, soyunma kabini, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği alanlar oluşturulmadığında kıyılar gerçek anlamda kamusal alan olmaktan uzaklaşıyor” ifadelerini kullandı.

KIYILAR RANT KAPISI OLARAK GÖRÜLÜYOR
Kıyılardaki temel sorunun mülkiyet değil, kullanım anlayışı olduğunu söyleyen Şahbaz, “Deniz kıyılarının nasıl kullanılacağı konusunda hukuki bir mülkiyet sorunu yok. Sorun, bu alanların kiraya verilerek gelir elde edilecek bir kaynak olarak görülmesi. Bazı plajların işletmelere ya da farklı kuruluşlara kiralanmasıyla birlikte buralar zamanla özel mülk gibi kullanılmaya başlanıyor. Oysa kıyılar herkesin ortak kullanım alanıdır. Rant anlayışı değişmediği sürece kıyıların halkın hakkı olduğu anlayışı da yerleşmeyecektir. Bugün bazı düzenlemeler yapılsa da genel bakış açısı değişmediği sürece sorun devam eder” dedi.
YETKİ YEREL YÖNETİMLERDE OLMALI
Kıyıların daha etkin kullanılabilmesi için yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Şahbaz, “Yerel yönetimler kıyılarda duş, tuvalet, soyunma kabini, güvenli denize giriş alanları, ulaşım ve temizlik gibi temel hizmetleri sağlayabilir. Bu hizmetlerin maliyeti kamu kaynaklarıyla ya da sembolik ücretlerle karşılanabilir. Merkezi yönetimin görevi ise yasal düzenlemeleri yapmak, teşvik sağlamak ve ülkenin turizm tanıtımını yürütmek olmalıdır. Kıyılardaki hizmetlerin planlanması ve yönetimi ise yerel yönetimlere bırakılmalıdır. Denizle barışık kentlerin yöneticileri de bu anlayışla hareket ettiğinde hem vatandaşın kıyılara erişimi kolaylaşacak hem de turizm sosyal ve ekonomik açıdan daha güçlü hale gelecektir” diye konuştu.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın