GÜNDEM

Maaş kesiliyor, geçmiş ödemeler geri isteniyor: Engelli emekliler ne olacak?

Engelli Emeklilik Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nazlı Pınar Tetik, değişen sistemle birlikte kazanılmış haklarının ellerinden alındığını ve maaşlarının kesildiğini belirterek çözüm çağrısında bulundu
Yazı Boyutu

Engelli bireylerin emeklilik hakkına erişimi, 15 Ocak 2025’te yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun sonrasında tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle 2008 öncesi sigortalılar için yıllardır uygulanan vergi indirimi esaslı emeklilik sisteminin kaldırılmasıyla birlikte, emeklilik şartlarını tamamlayan ya da daha önce emekli olan çok sayıda engelli bireyin yeni değerlendirme sistemiyle karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Engelli Emeklilik Dayanışma Derneği (EMED) Yönetim Kurulu Başkanı Nazlı Pınar Tetik, geçmişte devlet tarafından onaylanarak bağlanan emekli maaşlarının bugün yeniden sorgulanmasının ciddi mağduriyet yarattığını belirterek, “Ömrümüz boyunca engelliydik. Şimdi emekliliğe gelince neden engelli sayılmıyoruz?” diye sordu. Tetik, bazı kişilerin maaşlarının kesildiğini, geçmişte ödenen aylıkların geri istendiğini ve çalışma imkanı bulunmayan engelli bireylerin ekonomik ve sosyal güvencesizliğe itildiğini belirterek, kazanılmış hakların korunması ve adil bir geçiş düzenlemesi yapılması çağrısında bulundu.

HAK KAYBIYLA KARŞI KARŞIYA KALDI

Engelli bireylerin emeklilik hakkına ulaşmasının giderek zorlaştığını kaydeden Başkan Tetik, süreci şöyle anlattı: “Engelli bireylerin emeklilik hakkına ulaşması, 15 Ocak 2025'te yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun sonrasında ciddi şekilde zorlaştı. Özellikle 2008 öncesi sigortalılar açısından yıllardır uygulanan ‘vergi indirimi belgesi’ ile emeklilik sistemi bir anda kaldırıldı ve hiçbir geçiş süreci tanınmadı. Burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekiyor: Mesele sadece ‘vergi indirimi belgesi’ değildi. Bu belgenin dayanağı olan engelli sağlık kurulu raporları bizim için asıl önemli olan unsurdu. Bu raporlar tam teşekküllü hastanelerde hekimler tarafından, Dünya Sağlık Örgütü'nün ICF işlevsellik yaklaşımı doğrultusunda hazırlanıyor ve belirlenen oranlara göre engellilik değerlendirmesi yapılıyordu. Bir anda bu sistem kaldırıldı ve yerine çalışma gücü kaybını esas alan yeni bir değerlendirme getirildi. İnsanlara geçiş süreci tanınmadığı için emeklilik şartlarını doldurmuş kişiler bile ne olduğunu anlayamadan hak kaybıyla karşı karşıya kaldı.”

GERÇEK YAŞAM KOŞULLARINI DİKKATE ALAN BİR SİSTEM

Son dönemde yapılan düzenlemelerin engelli çalışanların emeklilik şartlarını nasıl değiştirdiğini aktaran Başkan Tetik, “En önemli değişiklik, 2008 öncesi sigortalıların hakkı olan ve yıllardır uygulanan vergi indirimi esaslı engelli emeklilik sisteminin kaldırılması. Bu sistemin yerine ‘Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ ekindeki listeye dayalı bir çalışma gücü kaybı değerlendirmesi getirildi. Oysa insanlar yıllarca mevcut sisteme güvenerek yaşadılar ve emekliliklerini buna göre planladılar. Bu nedenle değişiklik sadece teknik bir mevzuat değişikliği olmadı; insanların bütün hayat planlarını etkileyen ciddi bir hak kaybına dönüştü. 2008 Ekim sonrası sigortalılar açısından ise bu listelerin ne kadar ağır kriterler içerdiği henüz yeterince fark edilmemişti; çünkü bu kişilerin önemli bölümünün emeklilik zamanı henüz gelmemişti. Bugün ortaya çıkan tablo ise bize bu dönem için de daha bütünsel bir yaklaşımın gerekli olduğunu gösteriyor. Mevcut listenin acilen gözden geçirilmesi ve daha insani, gerçek yaşam koşullarını dikkate alan bir sistem oluşturulması gerekiyor” sözlerine dikkat çekti.

CİDDİ BİR MAĞDURİYET YARATIYOR

Geçmişte emekliliği onaylanan kişilerden bugün aldıkları maaşların geri istendiğini de öne süren Tetik, “Sahadan bize çok sayıda bu yönde başvuru geliyor. Ancak bununla ilgili kamuoyuna açıklanmış net ve kapsamlı bir resmi sayı bulunmadığı için kesin bir rakam vermek doğru olmaz. Ancak EMED olarak yaptığımız anket çalışmalarında yaklaşık yüzde 5 ila 10 oranında kişinin geçmişe dönük maaşlarının kesildiğini veya kendilerinden ödeme talep edildiğini görüyoruz. Resmi olmayan verilere göre şu anda 50 bin ila 70 bin kişinin bu düzenlemeden mağdur olduğunu düşündüğümüzde, yaklaşık 5 bin engelli vatandaşın bu şekilde doğrudan etkilendiğini tahmin ediyoruz. Bu insanlar yıllarca devletin verdiği karara güvenerek hayatlarını kurdular. Şimdi maaşlarının kesilmesi veya geçmiş ödemelerin geri istenmesi, özellikle tek geliri emekli maaşı olan engelli bireyleri çok ağır şekilde etkiliyor. Devletin kendi kararıyla bağladığı bir maaşın, yıllar sonra vatandaşa borç olarak çıkarılması ciddi bir mağduriyet yaratıyor” dedi.

ÇOK BÜYÜK BİR DARBOĞAZ VE YIKIM

Engelli raporlarının yeniden değerlendirilmesi konusunda hangi sorunlarla karşılaşıldığını da anlatan Tetik, “En büyük sorun, geçmişte tam teşekküllü hastanelerde hekimler tarafından düzenlenen engelli sağlık kurulu raporlarının ve bu raporlara dayanılarak kazanılmış emeklilik hakkının yeniden sorgulanması. Ancak burada şunu soruyoruz: Kişinin hastalığı ve engeli devam ederken emeklilik hakkı neden ortadan kalkıyor? Rapor oranındaki değişiklik yalnızca bir yüzde değişikliği değildir. İnsan için maaşının kesilmesi, emekliliğini kaybetmesi ve ekonomik güvencesinin ortadan kalkması anlamına gelebiliyor. Örneğin şöyle çarpıcı bir durum var: Kişi yüzde 80 engelli raporuyla emekli olmuş. Kontrol muayenesinde yüzde 75 oranı verilmiş. Kişi hala yüzde 40'ın üzerinde engelli olmasına rağmen, oranındaki bu değişiklik bir ‘iyileşme’ gibi değerlendirilerek emekliliği ve maaşı kesilebiliyor. Yani ‘Ben hala engelliyim, engellilik durumum ortadan kalkmadı; nasıl oluyor da emekli maaşım kesiliyor?’ sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz… Bu insanların önemli bir kısmı artık yaşları ve sağlık durumları nedeniyle yeniden çalışma imkânına sahip değil. Maaşın kesilmesi sadece gelirin kaybedilmesi anlamına gelmiyor; sosyal güvence de kaybediliyor. Kişi kendi ilaç, tedavi, kira, fatura masraflarını ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Yeniden sosyal güvencesine sahip olmak için Genel Sağlık Sigortası, yani GSS primi ödemesi gerekiyor. Ancak bu tutar bugün kişi başına yaklaşık 2 bin TL seviyesinde. Zaten maaşı kesilmiş, çalışamayan ve ailesinin geçimini düşünmek zorunda olan bir insanın bunu nasıl ödeyeceğini düşünmek gerekiyor. Üstelik geçmiş maaşların da geri istenmesi, ekonomik olarak zaten zor durumda olan ve artık çalışma imkanı bulunmayan engelli veya hastalar için çok büyük bir darboğaz ve yıkım yaratıyor” bilgisini paylaştı.

YENİDEN İŞ BULMALARI ÇOK ZOR

‘EMED’e bu konuda başvuran engelli emekliler size en çok hangi sorunları anlatıyor?’ sorusunu da yanıtlayan Tetik, “En çok duyduğumuz soru şu: ‘Biz ömrümüz boyunca engelliydik. Şimdi emekliliğe gelince neden engelli sayılmıyoruz?’ Çünkü insanların engelli sağlık kurulu raporu var, engelli kimlik kartı var; hayatları boyunca engelli olarak yaşadılar, çalıştılar. Bazıları emeklilik şartlarını bile doldurmuş, sadece başvurusunu yapmamıştı. Şimdi bize ‘Nasıl böyle bir şey olabilir? Devletin verdiği hak böyle pat diye geri alınabilir mi?’ diye soruyorlar. Bir başka çok önemli grup da oranı değiştiği için maaşı kesilenler. ‘Ben hala yüzde 40'ın üzerinde engelliyim, maaşım nasıl kesilebilir?’ diye soruyorlar. Ayrıca bu insanlar zaten zorluklarla yıllarca çalışmış. Bugün birçoğu 40-45 yaşın üzerinde ve engellilik durumu nedeniyle yeniden iş bulmaları çok zor. Bize ‘Bu halde kim beni işe alacak?’ diyorlar. Gerçekten çok ciddi bir mağduriyet var” mesajını iletti.

EMED’İN TALEPLERİ

Engelli emeklilerin haklarının korunması için talepleri dile getiren Tetik, “En temel talebimiz, geçmişte emeklilik hakkını kazanmış kişilerin mağdur edilmemesi ve haklarının geri verilmesi. Bunun yanında geçmiş sistemdeki şartlara güvenerek hayatını planlamış insanların haklı beklentilerinin korunmasını istiyoruz. Adaletli bir geçiş düzenlemesiyle hiç kimseyi mağdur etmeden bu konunun sonuçlandırılmasını talep ediyoruz. 2008 Ekim sonrası sigortalı engelli vatandaşlar için ise adaletli, şeffaf ve insan odaklı bir sistem uygulanmasını istiyoruz… Devlet tarafından sağlık kurulu raporları değerlendirilerek emekliliği bağlanmış insanların, daha sonra değişen mevzuat nedeniyle mağdur edilmemesini istiyoruz. Özellikle emekliliği kesinleşmiş ve yıllardır maaş alan kişilerin yeniden değerlendirilerek gelir güvencesinin ortadan kaldırılması kabul edilemez. Daha önce emeklilik hakkı kazanmış ve bu hakkı kullanmış kişilerin kazanılmış hakları korunmalı… Kişinin herhangi bir yanıltması veya kusuru yoksa, devletin kendi kararıyla bağladığı ve kişinin iyi niyetle aldığı emekli aylıklarının yıllar sonra geri istenmemesi gerektiğini düşünüyoruz. İnsanlar kendilerine verilen emeklilik kararına güvenerek hayatlarını kurdu. Bu nedenle geçmiş ödemelerin geri istenmesini önleyecek açık bir idari ve yasal çözüm oluşturulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

BAŞKAN TETİK ENGELLİ EMEKLİLERE SESLENDİ

EMED olarak süreci yalnızca kamuoyu çalışması olarak görmediklerini söyleyen Başkan Tetik, “Milletvekilleri, siyasi partiler, kamu kurumları ve karar vericilerle görüşmeler yürütüyor; hukuki süreci de yakından takip ediyoruz. Anayasa Mahkemesi'ndeki E.2025/78 sayılı dosyayı takip ediyoruz. Bunun yanında basın çalışmaları, kamuoyu kampanyaları ve 1000 dilekçe/mektup kampanyası gibi çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız bunun bireysel bir sorun değil, binlerce engelli vatandaşın geleceğini ilgilendiren sistemik bir mağduriyet olduğunu ortaya koymak… Öte yandan, henüz emekli olmayan ve yeni şartlar nedeniyle geleceği konusunda kaygı yaşayan engelli çalışanlara; Bugün yaşananları çok ciddiye almalarını, haklarını takip etmelerini ve mücadeleden vazgeçmemelerini söylemek isterim. Çünkü bugün emekli olan veya emeklilik bekleyen insanların yaşadığı sorunlar, yarının engelli çalışanlarının da karşısına çıkabilir. EMED olarak mücadelemiz yalnızca bugün mağdur edilenler için değil, gelecekte emeklilik hakkını kullanacak tüm engelli bireyler için…” yorumunda bulundu.

HAYATIMIZIN ALTÜST EDİLMESİNİ İSTEMİYORUZ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile karar vericilere engelli emekliler adına çağrıda bulunan Başkan Tetik, son olarak ise şunları ekledi: “7538 sayılı Kanun sonrasında sahada ortaya çıkan mağduriyetleri görün ve çözüm üretin. 2008 Ekim öncesi sigortalılar için geçmiş hakları koruyun, emeklilik hakkı kazanmış insanların haklarını geri verin, geçmiş sisteme göre hayatını planlamış insanların haklı beklentilerini koruyun. 2008 Ekim sonrası sigortalılar için de bugün ortaya çıkan ağır kriterleri görerek daha bütünsel, adil, şeffaf ve insan odaklı bir sistem oluşturun. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Yıllarca çalıştık, prim ödedik, hastalıklarımız ve engellerimizle mücadele ettik. Emekli olacağımız günü bekledik. Bir gecede değişen bir sistem nedeniyle hayatımızın altüst edilmesini istemiyoruz. Talebimiz çok açık: Haklı beklentimiz korunsun, kaybedilen haklarımız geri verilsin ve engellinin emeklilik hakkı güvence altına alınsın.”

MAĞDURİYETLER DOSYALARA YANSIYOR

EMED’in aktardığı bireysel başvurular da yeni sistemin yarattığı mağduriyetleri ortaya koyuyor. M.O. isimli vatandaş; kalp yetmezliği, pulmoner hipertansiyon, karaciğer sirozu ve kemik iliği nakli yapılmış ileri evre lenfoma öyküsünün yanı sıra çok sayıda ciddi sağlık sorunu nedeniyle sağlık kurulu tarafından yüzde 96 oranında, süresiz engelli ve çalışamaz durumda kabul edilmesine rağmen SGK tarafından çalışma gücü kaybı ve emeklilik talebi reddedilerek normal emeklilik şartlarına tabi tutuldu. Bir diğer başvuruda ise 2004 yılında sigortalı olan S.Ç., tiroid kanseri nedeniyle aldığı yüzde 64 oranındaki engelli raporuyla 1 Eylül 2023’te 4 bin 423 prim günü ve 19 yıllık sigortalılık süresi üzerinden engelli emeklisi oldu. Kanser hastalarında öngörülen remisyon sürecinin ardından 5 Mayıs 2025’te yapılan kontrol muayenesinde engellilik oranı yüzde 46’ya düşen S.Ç., kontrol tarihi itibarıyla 21 yıllık sigortalılık süresine ulaşmış ve yüzde 46 oran için gerekli 20 yıllık sigortalılık şartını karşılamış olmasına rağmen, SGK’nın 2025/4 sayılı genelgesi gerekçe gösterilerek ilk emeklilik tarihi esas alındı ve emekli aylığı iptal edildi. EMED, bu örneklerin kişilerin sağlık durumlarının ve emeklilik koşullarının yeniden değerlendirilmesinde yaşanan sorunları gözler önüne serdiğini belirtiyor.