AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sürerken gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, fon soruşturması, Türkiye-Irak ilişkileri, ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, İsrail’in Filistin topraklarındaki saldırıları ve Türkiye, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasına ilişkin değerlendirmeler yaptı.
"ÖRTBAS EDİLMESİNE MÜSAADE ETMEYİZ"
Fon soruşturmasına ilişkin konuşan Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu irade doğrultusunda sürecin hızlı ilerlediğini belirtti. Fon dolandırıcılığıyla mücadelede kararlı olduklarını vurgulayan Çelik, meşru yatırımcılarla suçlamaların odağındaki kişilerin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti.
Çelik, “Fon meselesinde Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeyle birlikte çalışmalar hızlı bir şekilde yürüyor. Bizim fon dolandırıcıları, 'fon şeytanları' dediğimiz bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor. Bu ‘fon şeytanları’ dediğimiz kişilerle meşru yatırımcıyı, hassasiyetle birbirinden ayırıyoruz. Türkiye'nin bu konular tartışılırken sermaye piyasalarına zarar verecek, Türk ekonomisine zarar verecek birtakım yaklaşımların, değerlendirmelerin doğru olmadığını ifade ediyoruz. Ama bunun yanı sıra bu fon şeytanlarının, üzerine gidilmesi konusundaki kararlılığımızı, bu mekanizmalarla ifade etmeye devam ediyoruz. Herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kimseyi mahkum ettirmeyiz ama herhangi bir siyasi himaye ile de herhangi bir iddianın örtbas edilmesine müsaade etmeyiz. Burada temel mesele bütün gerçeğin açığa çıkması ve bu gerçeğin açığa çıkmasıyla birlikte de gereken sonuçlara ulaşılmasıdır. O yüzden devletin bütün kurumları Cumhurbaşkanımızın talimatıyla görevinin başında ve bu meselenin tam olarak açığa çıkması, bu fon şeytanlarının, fon dolandırıcılarının hem çaldıkları paraların geri alınması hem de cezalandırılması konusunda adliyeden maliyeye bütün denetim kurulumlarına kadar herkes görevinin başında” dedi.
FONLARIN TASFİYESİ İÇİN YENİ DÜZENLEME
Fonların tasfiye sürecine yönelik yasal düzenlemeler hakkında da bilgi veren Çelik, ilgili kanun teklifinin Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildiğini ve bu hafta görüşülmesinin beklendiğini ifade etti. Sermaye Piyasası Kanunu'nda yaptırımların caydırıcılığını artıracak kalıcı ve kapsamlı değişiklikler üzerinde de çalışıldığını kaydetti.
Çelik, düzenlemeyle tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarına ilişkin işlemlerin adil, şeffaf ve etkin biçimde yürütülmesinin hedeflendiğini belirtti. Fonların mal varlığından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılması, zararların sorumlulardan tahsil edilmesi ve elde edilen tutarların fon payı sahiplerine ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenleneceğini aktardı.
Soruşturmanın kapsamına ilişkin kararlılık mesajını yineleyen Çelik, “Bu fon şeytanlığının üzerine sonuna kadar gideceğiz. Kime yakın, kime uzak, kim nerede duruyor, hangi makam sahibi bunların hiçbirinin önemi yok. Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak ve yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak” diye konuştu.
KANİ TORUN AK PARTİ'YE KATILDI
Yeni Yol Partisi'nden istifa eden Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun'un AK Parti'ye katıldığını açıklayan Çelik, Torun'a “Evinize hoş geldiniz” sözleriyle seslendi. Torun'un Afrika'daki çalışmalarına değinen Çelik, bu faaliyetlerini bundan sonra AK Parti bünyesinde sürdüreceğini belirtti.
Partiye farklı kademelerden katılım talepleri geldiğini aktaran Çelik, bu başvuruların yetkili kurullar tarafından titizlikle değerlendirildiğini söyledi. Çelik, önümüzdeki dönemde milletvekilleri, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri düzeyinde yeni katılımların gerçekleşebileceğini ifade etti. Bodrum'dan bir belediye meclis üyesinin de partiye katıldığını bildirdi.
Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin'in vefatının ardından sosyal medyada yapılan paylaşımlara da değinen Çelik, nefret söylemi içeren ifadeleri lanetlediklerini kaydetti.
IRAK TÜRKMENLERİNİN HÜKÜMETTE TEMSİLİ
Türkiye-Irak ilişkilerini değerlendiren Çelik, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun süredir çaba gösterdiğini söyledi. Irak Türkmenlerinin ülkedeki siyasi yapıda hak ettikleri konuma ulaşmasının önemine işaret eden Çelik, Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin kapsayıcı bir yönetim modeli oluşturulmasına yönelik yaklaşımını değerlendirdi.
Terörsüz bölge hedefi doğrultusundaki tutumunu da olumlu bulduklarını belirten Çelik, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Saman Ağa'nın Irak hükümetinde devlet bakanlığı görevine seçilmesini “son derece olumlu bir adım” olarak nitelendirdi.
"ODAĞIMIZDAN AYRILMAMALIYIZ"
‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, Orta Doğu'daki gelişmelerin Türkiye'nin terörsüz bölge hedefinin önemini ortaya koyduğunu savundu. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından bölgede yaşananlara, Gazze'deki saldırılara, İsrail'in Batı Şeria'daki adımlarına, Lübnan'a yönelik saldırılarına ve Suriye'deki gelişmelere değindi.
Bölgede daha geniş kapsamlı bir siyasi projenin hayata geçirilmeye çalışıldığını ileri süren Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölge halklarının kardeşliğini ve rızasını önceleyen bir siyaset izlediğini ifade etti.
Sürecin zaman zaman yavaşlamasına ilişkin eleştirilere de değinen Çelik, bu tür süreçlerin doğrusal ilerlemediğini, kısa sürede önemli mesafeler alınabileceği gibi bazı dönemlerde ilerlemenin yavaşlayabileceğini söyledi. Olumsuz değerlendirmelere tek tek yanıt vermenin temel hedefi gölgeleyebileceğini belirten Çelik, “Odağımız 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölgenin hedefine ulaşmasıdır. O yüzden odağımızdan ayrılmamalıyız” ifadelerini kullandı.
"YERLEŞİMCİ DEĞİL HIRSIZDIR"
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının sürdüğünü ve Batı Şeria'da yeni yerleşim alanlarına ilişkin adımlar atıldığını belirten Çelik, söz konusu bölgeler için kullanılan ifadelere karşı çıktı.
Çelik, “'Batı Şeria’da yeni yerleşim yeri açıyoruz' diyorlar. Biz 'yerleşim yerleri' demiyoruz, biz oralara 'işgal bölgesi' deriz. Bu ‘yerleşimci’ tabiri çok yanlış bir tabir. Filistinlinin toprağına çöken kişinin adı 'yerleşimci' değil 'hırsızdır'. Filistinlinin toprağında kendisine yer yapmaya çalışan grup her kimse onlar da yerleşimci değil, bir hırsızlık şebekesidir. Onun için bu ‘yerleşimci’ ve ‘yerleşim yeri’ tabirinden uzak durmak lazım. Batı Şeria’yı Gazzeleştirmeye çalışan gelişmeler karşısında bütün gücümüzle gereken mücadeleyi vermeye çalışıyoruz” dedi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun seçim kampanyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığını öne çıkarmaya çalıştığını söyleyen Çelik, Netanyahu'nun Erdoğan hakkındaki açıklamalarına tepki gösterdi. Çelik, “Bunun bizim için herhangi bir hükmü yok. İsrail’deki bu soykırım şebekesinin Cumhurbaşkanımız hakkındaki bütün açıklamaları hezeyan dolu açıklamalardır ve tamamen yalan siyaseti üzerine kuruludur” diye konuştu.
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI AÇIKLAMASI
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na yönelik eleştirilere de yanıt veren Çelik, anlaşmanın NATO'ya alternatif olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını savundu.
Anlaşmanın Meclis'e sevk edildiğini belirten Çelik, düzenlemenin uluslararası güvenlik mimarisini tamamlayıcı nitelikte olduğunu ifade etti. Anlaşma kapsamında askeri destek ve kuvvet konuşlandırılması gibi adımların Meclis onayı olmaksızın atılacağı yönündeki iddiaları reddeden Çelik, sürecin anayasal çerçevede yürütüleceğini söyledi.
Çelik, “Anlaşma, Meclis’e sevk edildi. Fakat şimdiye kadar bu konuda birçok provokasyon yapıldı ve yalan söylendi. Önce bunun NATO’ya alternatif olup olmadığı sorgulandı. Bu anlaşmanın NATO’ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu ifade ettik. NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar var. Anlaşmayı da aynı şekilde düşünmek lazım. Anlaşma kapsamında askeri destek, kuvvet konuşlandırması ve diğer unsurların Meclis’in onayı olmadan hükümetimiz tarafından hayata geçirilmeye çalışıldığına dair bir yalan siyaseti de dolaşıma sokuldu. Böyle bir şey söz konusu değil. Meclis’in onayı ve anayasal süreçler dahilinde bu anlaşma Türkiye tarafından işletilecektir. Başka ülkelerin de anlaşmaya katılması, bu anlaşmanın prensipleri açısından kıymetli olacaktır. Bazı çevreler henüz bilgi sahibi olmadan bunu eksen kayması, kontrolsüz ve onaysız asker gönderme mekanizması olarak değerlendirdiler. Bunlar asılsızdır, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her türlü yurt dışı görevi Meclis’in iradesine, Anayasamızın 92'nci maddesine ve milli egemenlik ilkelerimize tam bir bağlılıkla gerçekleşmektedir. Bundan sonra da böyle olacaktır” dedi.





0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın