İZSİAD Trend ve Gelecek Araştırmaları kapsamında hazırlanan “İzmir Göç Görünümü 2025” çalışması, kentin nüfus hareketliliğine ilişkin verileri ortaya koydu. TÜİK istatistiklerinden derlenen çalışmaya göre İzmir’in net göç hızı binde 1,63 olarak kaydedildi. Kent, bu oranla 81 il arasında 25’inci sırada yer aldı.
NET GÖÇ ARTIŞI 2008’DEN BU YANA EN DÜŞÜK SEVİYEDE
İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, İzmir’in göç almaya devam etmesine karşın net nüfus kazanımındaki ivmenin zayıfladığına işaret etti. Kentin 2008’den bu yana her yıl net göç aldığını belirten Yüksel, 2025’teki net artışın söz konusu dönemin en düşük seviyesi olduğunu ifade etti.
İzmir’in üretim, ticaret, eğitim ve yaşam açısından önemli bir merkez olmayı sürdürdüğünü kaydeden Yüksel, göç verilerinin yalnızca gelen ve giden kişi sayıları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Yüksel, “İzmir hâlâ Türkiye’nin en önemli üretim, ticaret, eğitim ve yaşam merkezlerinden biri. Ancak artık sadece kaç kişinin geldiğine değil, kimlerin geldiğine, kimlerin gittiğine ve neden gittiklerine bakmak zorundayız. İzmir insan çekmeye devam ediyor ama insanları kentte tutma kapasitemizi de güçlendirmek zorundayız” dedi.
Kentteki toplam göç hareketliliğinin 200 bini aştığına dikkat çeken Yüksel, şehirler arasındaki rekabetin yalnızca yatırım çekmekle sınırlı olmadığını belirtti. Gençlerin, girişimcilerin, mühendislerin, teknisyenlerin ve yaratıcı sektörlerde çalışanların kentte kalmasını sağlayacak politikaların önem kazandığını dile getirdi.
KONUT MALİYETLERİ REKABET GÜCÜNÜ ETKİLİYOR
İzmir’den ayrılanların yüzde 22,2’sinin daha iyi konut ve yaşam koşulları gerekçesini göstermesinin dikkat çekici olduğunu belirten Yüksel, bu oranın Türkiye ortalamasının 1,6 puan üzerinde olduğunu kaydetti. Buna karşılık, aynı gerekçeyle gerçekleşen göç hareketinde İzmir’in 2 bin 249 kişilik pozitif net göç bakiyesi vermesi, kentin yaşam koşulları açısından çekim gücünü koruduğunu ortaya koydu.
Konut erişilebilirliği ve yaşam maliyetlerinin ekonomik rekabet açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yüksel, yüksek kira ve barınma giderlerinin özellikle gençleri ve çalışanları etkilediğini söyledi.
Yüksel, “Bir kent yalnızca yatırımcıyı değil, çalışanı da barındırabildiği ölçüde rekabetçidir. Nitelikli bir çalışanın gelirinin giderek daha büyük bölümünü konut, ulaşım ve temel yaşam giderlerine ayırmak zorunda kalması, orta ve uzun vadede kentin işgücü piyasasını da etkiler” ifadelerini kullandı.
İŞ VE İSTİHDAM GÖÇÜNDE POZİTİF TABLO
Göç verilerinde iş ve istihdam bağlantılı hareketliliğin İzmir açısından olumlu bir görünüm sunduğunu belirten Yüksel, bu kategoride kentin net 1.763 kişilik pozitif göç bakiyesine sahip olduğunu aktardı.
İzmir’in bu avantajı koruyabilmesi için geleneksel üretim gücünü yüksek teknoloji, inovasyon ve nitelikli istihdamla desteklemesi gerektiğini ifade eden Yüksel; sanayide dijital dönüşümün hızlandırılması, teknoloji yatırımlarının artırılması ve üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi çağrısında bulundu.
Gençlerin İzmir’de gelecek kurabileceği bir ekonomik yapının oluşturulmasının önemine değinen Yüksel, nitelikli iş gücünü kentte tutmanın uzun vadeli büyüme kapasitesini de etkileyeceğini dile getirdi.
“İZMİR’İN CAZİBESİ DEVAM EDİYOR”
İzmir’in göç verilerinin bir alarmdan çok erken uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yüksel, kentin mevcut avantajlarının kendiliğinden devam edeceğinin varsayılmaması gerektiğini söyledi.
Yaşam kalitesi, erişilebilir konut, nitelikli istihdam ve teknoloji yatırımlarının birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Yüksel, İzmir’in yalnızca göç alan değil, insanların geleceğini kurmak istediği bir kent olmayı sürdürmesi gerektiğini ifade etti.


0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın